Sayılar neden suçluluk hissettirir?
· 2 dk

Sayılar suçluluk hissettirir, çünkü etraflarındaki sözcükler ölçümü bir bilgi olmaktan çıkarıp nota çevirir. Hangi sözcüklerin bunu yaptığı, nereden duyulduğu ve kayıtta neyi bozduğu ayrı ayrı araştırıldı. Yerlerine hangi yansız karşılıkların konacağı da tek tek yazıldı.
Bir ölçüm, alındığı anda toplanmış bir bilgidir; dün akşam olanla o sabah olan arasındaki bağı gösterir ve bir sonraki günü kurmaya yarar. Sonuç konuşulmaya başlandığında ise bu bilgi geriye dönük bir delile dönüşür: kişinin o gün ne yaptığının kaydı yerine geçer ve bir hüküm bekler. Bu dönüşümü ölçümün etrafında kurulan sözcükler yaratır.
O sözcükler hazır kalıplarla gelir. Kliniğin sözlüğünde uyumsuz, kontrolsüz ve test duruyor; günlük konuşmada uslu durmak ile kaçamak yapmak dolaşıyor; haberlerle sosyal medya diyabeti tek bir alışkanlığa bağlayan cümleleri tekrarlıyor. Tabaktakini yorumlayan bir tanıdık ile yolda akıl veren bir yabancı aynı cümleleri kuruyor.
Bu deneyim, altmış sekiz yetişkinle yapılan odak gruplarında kayda geçti; katılımcılar üç kaynağı da andı — sağlık ekibi, çevredeki insanlar ve medya. Anlattıkları arasında yargılanma başlı başına bir tema oluşturdu; uyumsuz, kontrolsüz ve iyi/kötü sözcükleri suçlanma duygusuyla birlikte geçti (Dickinson, 2018). Kontrol sözcüğünün nereden geldiği de yazılı: diyabete klinik araştırma diliyle girdi, büyük bir çalışmanın adıyla pekişti ve zamanla ahlaki bir anlam kazandı.
Birkaç ay önce meslek kuruluşlarından oluşan bir çalışma grubu, aynı sözcükler için düz karşılıklar sıralamıştı. Uyumsuz sıfatının yerini kişinin ne yaptığını olduğu gibi söyleyen bir cümle alıyor: ilacını haftanın yarısında kullanıyor. Grup, kontrolsüz sıfatına karşılık yönetmek fiilini koyuyor; gerekçesi de açık, çünkü beden kendi işini artık yapmadığında kontrol kimsenin elinde kalmıyor. Test sözcüğü geçme ve kalma çağrıştırıyor; onun karşılığı bakmak ya da izlemek.
Bu dilin bedeli kayıtta görünür: yargılandığını hisseden kişilerin ölçüm sonuçlarını olduğundan farklı bildirmesi ya da görüşmede bilgi eksiltmesi araştırmaların andığı bir örüntü, damgalanma duygusu taşıyanların izlem randevularına daha seyrek gitmesi de öyle. Kaydın en çok işe yarayacağı günler böylece eksik kalır: hasta olunan gün, uykusuz geçen gece, zorlu bir haftanın ortası. Oysa bir sabahki değeri belirleyen etkenlerin çoğu o gün verilen kararların dışında kalır — süregelen bir enfeksiyon, kısa geçen bir gece, taşınma haftasının stresi, hormon döngüsünün evresi, ilacın o gün ne hızla emildiği.
Yargılayıcı ve olumsuz dil diyabet distresine katkıda bulunabiliyor. Distres yaygın görülüyor; klinikler bunu ölçeklerle izliyor ve bakımın kendi başlıklarından biri olarak ele alıyor. Ölçüm için önerilen karşılık da bu işi tarif ediyor: kan şekerine bakmak, bir sonraki kararda kullanılacak bilgiyi toplamanın yolu.
Kaynaklar
- Dickinson JK. The experience of diabetes-related language in diabetes care. Diabetes Spectrum. 2018;31(1):58-64.
- Dickinson JK, Guzman SJ, Maryniuk MD, O’Brian CA, Kadohiro JK, Jackson RA, D’Hondt N, Montgomery B, Close KL, Funnell MM. The use of language in diabetes care and education. Diabetes Care. 2017;40(12):1790-1799.
- Fisher L, Polonsky WH, Hessler D. Addressing diabetes distress in clinical care: a practical guide. Diabetic Medicine. 2019;36(7):803-812.
- Reutrakul S, Punjabi NM, Van Cauter E. Impact of sleep and circadian disturbances on glucose metabolism and type 2 diabetes. In: Diabetes in America. 3rd ed. Bethesda (MD): National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases; 2018. Chapter 25.